← Tüm Hareketli Görüntüler

Efendi ile Kölenin Dansı

Ağzımı açıyorum,
çıkan ses boşlukta kayboluyor.
Bu boşlukları doldurmak için
çabaladığımız yılları hatırlıyorum.
Bir tiranın heykelini kayalara oyduk,
hem de bir çatal ve bir kaşıkla.
Sonra oturup hayranlıkla eserimizi seyrederken,
birden kayalar eriyip
üstümüze akmaya başladı.

Biz yalnızca iyi şeyler söyleyen kapıları dinleriz.
Diğerleri susar, sessizliğe gömülür.
Kitaplar duyduklarımızı yazar,
Duymayanlar…
Yazmayanlar…
Haindir onlar!

Bir insan evrendeki yerinin bilincine nasıl varır?

Kitaplar duyduklarımızı yazar,
Duymayanlar…
Yazmayanlar…
Haindir onlar!

Sahiden mi?
Bu biz miyiz?
Biz ve bizden olanlar,
bizden doğmalar, şu tarafa geçin.

Bu sıvının bedenlerimize yapıştığını
bizzat ben yaşadım.
Bunu ben yaşadım!

Diğerleri?
Diğerleri: diğer yarımızın gözlemcileri
Onlar… şu tarafa.

İçimdeki yabani hayvan
tanık sandalyesinde.
Onu uzaktan izliyorum.
Beni bana anlatmasını
bekliyorum.

Biz gözlemciler;
omuz omuza,
dudak dudağa,
el ele,
meydan meydan…
Boşlukları doldurduk.
İçimizden geçen kelimeleri toprağa gömdük.
Toprağa… gömdük.

Diğer canlı ve cansızlar,
topraklarından sürülmüş yabaniler,
benim varoluşumun garantisi
olabilir mi?

Bedenle zihin geçici de olsa bir araya geliyor.
Bunu fırsat bilen efendiler,
küresel ticaretin kulelerini inşa ediyorlar.
Ve kurşun geçirmez yeleklerinin içini
et ve kanla dolduruyorlar.
Ya sonra?
Sosyal bilimciler biraz ötede bilmeden bir yangının çıkmasına sebep oldu.
İşte yine aşk, kalp, ruh, ihanet, hain, nankör, şefkat, haset,
köle, efendi, bilinç
hedefini şaşırdı.
Bundan sonra bedenin tek parça olarak seyahat etmesi imkansız.

Efendiler,
alkışlar arasında
kaidenin üstüne çıkıp,
bir haykırış
ve birkaç öksürükle
sustular.

Yerimi yurdumu,
yolumu dansla bulurum.
Ne yapmalıyım, diye sorarım kendime
Birden içimdeki azgın arzular
köpürürse.

Beni anlasın istiyorum,
varlığıma anlam katsın.
Kölenin efendisine bağlanması gibi
bana bakanın sözüne bağlanıyorum.

Aslında hiçbir şeyin efendisidir o,
o sahte çobandır,
kurdu kuzuya
kuzu kurda
kurdu kuzuya

Günahlar bir köşede sessizce beklerken,
aralarından en kumral olanı…

Bir insan evrendeki yerinin bilincine nasıl varır?

Seslerin sınırında yeni bir dil keşfeden
yalnız biz miyiz?

Oyuncular: Ferhat Akgün, Çiğdem Aygün, Mizgin Özel
Soprano: Senem Demircioğlu
Ses Tasarımı ve Kompozitör: Emre Dündar
İdari Yapımcı: Sinan Yusufoğlu
Görüntü Yönetmeni: Barış Aygen
Post Prodüksiyon: Amir Etminan
Prodüksiyon Koordinatörü: Duygu Toprak

A Page of Madness (Teinosuke Kinugasa, 1926) yapıtından sahneler kullanılmıştır.


13’ döngü, 4K Video
2025